Röportajlar

"Doğadan ilham alarak tasarım yapan başarılı mimar"

Kategori : Röportajlar
Tarih : 27.06.2013

Kez Okundu

Bünyamin Derman, çağının çocuğu olarak adlandırdığı projeleriyle kentin kimliğine değer katmaya devam ediyor.


Proje çağdaş olmalı. Işığın çok iyi kullanılmasını istiyoruz. İç mekandan mümkün olduğu kadar gökyüzünü görmeye çalışıyoruz. Yerin altına da mümkün olduğu kadar inmek istiyoruz. İnsanlara her iki duyguyu da yaşatmak istiyoruz. Az da olsa bizim de vazgeçemediğimiz detaylar var. Işığı kullanma, yere ait olma, gökyüzüne yükselme gibi.. Bunları gerçekleştirdiğimizde mutlu oluyoruz.

Yaptığınız projelerden sizi en fazla yansıtan ya da heyecanlandıran hangisi?

Bir projede mekan etkisinin güçlü olması ve bir şeye karşı bir şey koymak bizi her zaman heyecanlandırmıştır. Yeni bir şey söyleyebildiysek, yeni bir şey kattıysak bu bizi mutlu eder. Yeniden keşiflemek değil de var olanın üzerine yeni bir şey katmak bizi heyecanlandırır.



Günümüz yapılarının yerel çizgilerini kaybettiği söyleniyor. Ne düşünüyorsunuz bu konuda?

Yerel motiflerin kullanılması hem ölçek olarak hem de malzeme olarak her zaman mümkün olmayabiliyor. Bunu dizayn edebilirsiniz. Yerel bir malzemeyi çoğaltabilirsiniz ama bunun için sermayenin güçlü olması lazım. Yerel motifler, yerel dokular biraz zaman alıyor. Her şeyin çok hızlı üretilip tüketildiği için bazen hem mimarın hem de mal sahibinin düşünmek için fazla zamanı olmayabiliyor. Verilen süreler 3 ay bile değil. Bizim sektörde şu anda yerellikle ilgili sürdürülebilir bir çalışma yapmak çok zor. Bilmediğimizden değil, hızlı üretim olduğu için yapamıyoruz. Şu an ki talep de bu yönde değil zaten. İlla Osmanlı'dan bir şeyler olması gerekmiyor. Doğadan öykünmek, doğayla bir yere gelmek… Yine insanın içine kazılı olan şeyler vardır, yüceltmek gibi. Bazı projelere yükseklik katılarak yüceltilebiliyor. Bu tamamen sermayenin ve mimarın doğru yerde doğru zamanda bir araya gelmesi ile ilgilidir. Günümüz yapıları birbirini tekrar ediyor.  Çünkü talepler bu yönde geliyor.

Her yapının döneminden izler taşıdığı söylenir. Şimdi 50 yıl sonrasına gitsek ve bugünün yapılarını değerlendirsek siz neler söylersiniz?

50 yıl sonra bugünün yapıları bize gecekondu gibi gelecekler. Nasıl eski yapıları yıkıp bugün yenilerini yapmayı planlıyoruz, 50 yıl sonra da aynı şey olacak. Çünkü üst ölçekten baktığınız zaman master planı yok. Master planı olmadığı için de binalar ne kadar iyi olursa olsun kent olamıyorsunuz. Yapı iyi olabilir ama biri yüksek biri alçak olduğu zaman iyi bir kent olamıyorsunuz. Planlama yok, sermayenin gücü kadar yüksek oluyor binalar. Bir sürü yüksek binalar düşünün ama sokaklarda yürüyemiyorsunuz, arabanıza park yeri bulamıyorsunuz..

İstanbul'un yeniden yapılanması konuşuluyor. Siz nasıl bir yeni İstanbul hayal ediyorsunuz?

Mesela, eski Paris, yeni Paris, eski Berlin, yeni Berlin, merkez Londra yeni Londra vark. İstanbul'da da eski İstanbul yeni İstanbul olsun istiyorum. Tarihi İstanbul yeni İstanbul , bunun çok iyi tanımlanması lazım. Yüksek yeni yapılar yeni İstanbul'da yükselmeli. Bugün Maslak yeni İstanbul olma yolundaydı fakat, gittikçe kentin içine büyüyerek geliyor. Bu büyümeyi o sınırda bitirmelilerdi. Zincirlikuyu'dan aşağı kadar ya da Beşiktaş meydana kadar inmeye başladı. Yeni bir İstanbul'dan bahsetmek mümkün değil. Beşiktaş, Üsküdar, Kadıköy tarihi bir meydan. Siz bunları iyi kurgulamazsanız gayet tabi ki bozulacaklardır. Yakında Beşiktaş meydanından bahsedemeyeceksiniz. Doğru yerlerde master yapmaz ve yükseklikleri tanımlamazsanız, sermayenin gücü yettiği kadar binalar yükselir. Bu kaçınılmaz bir şey. Sermayenin gücü karşısında ne bir belediye ne de bir başka kurum duramıyor. Duramadığı için de kent bozulacaktır. O nedenle 50 yıl sonra baktığımızda belki şık, yüksek binalar göreceğiz ama estetik bir kent göremeyeceğiz. Ama bu siyasi bir karardır, bunun mimarlarla çok da bir ilgisi olduğu söylenemez. Birçok yerin mimarisini politika belirlemiştir.
Benim sormak istediklerim bu kadardı.



Sizin eklemek istediğiniz bir şey var mı?

BD Grup'un akademik bir yönü de var. Mezun olduğumdan bu yana akademik yönde de çalışmalar yapıyorum. Mimarlık eğitimi yetersiz. Nitelikli mimar yetiştiremiyorlar. Çok mimar var ama nitelikli değil. Niteliği piyasa belirliyor. Piyasa da çok belirleyemiyor doğal olarak. Bu yönden baktığınız zaman da eğitimin çok iyi olmadığını düşünüyorum. Bununla ilgili de yapılması gereken yüzlerce şey var. Kentle ilgili sözler söyleyebilecek, nitelikli yapılar yapabilecek, bir söylemi olan alt yapı oluşmuyor.

Peki siz genç mimarlara başarı yolunda neler tavsiye ediyorsunuz?

Öncelikle mimarlığa inanacaklar. Bir hayal kuracaklar ve bu hayallerinin peşinde koşacaklar. Kolaycı, çabuk meşhur olmak isteyen yeni yüzyılın insanları bizim bel kemiğimizi büküyor. İnternet ortamında yabancılaşan bir toplum var. İnternet, bilgiye ulaşmak adına inanılmaz olanaklar sağlarken bir taraftan da insanı insana yabancılaştırıyor. Birbirine değmeyen, konuşmayan, aksine yazan, duygusunu doğru şekilde karşısındakine aktaramayan bir nesil yetişiyor diye düşünüyorum. Umutluyum, bilgiye çabuk ulaşıyorlar, umutsuzum çünkü edindikleri bilgiyi karşı tarafa sağlıklı bir şekilde aktaramıyorlar.
Farklılaşmak kaçınılmaz oldu
“İnşaat yatırımcıların mimarlara farklı olma yönünde zorlamaları var. İnternet ortamının ve bilgisayarın getirdiği hızlı tüketim insanları farklılaşmaya itiyor. Şimdi farklılaşacak bir şey de kalmadı, aynılaşmaya başladı. Neden? Çünkü bilgi çabuk eskiyor ve yeni çıkan bir ürün çok çabuk yayılıyor.”
Binalar sermayenin gücü kadar yükseliyor
İstanbul'da plansız bir kentleşmenin olduğunu belirten Mimar Bünyamin Derman, İstanbul'un eski ve yeni olarak ayrılması gerektiğini ve yeni yapıların yeni İstanbul'da yükselmesi gerektiğini söylüyor.

Bünyamin Derman imzalı projelerden bazıları

Dumankaya Modern Vadi 2
Batışehir
İstanbloom
İst-West
İstanbul Lounge
Dumankaya Adres 1 ve 3
Varyap Ataşehir Konutları
Zekeriyaköy Evleri
Şengül Kırmızıtaş

Exclusive Homes

Röportajı yapan : GürhanÇalışkan - gurhancaliskan@gmail.com

ÜYE YORUMLARI (0 ADET)

DİĞER RÖPORTAJLAR
TOP